“Kamusal Tasarımın ‘Sefaleti’nden; Tasarımın ‘Kamusal Sefaleti’ne!…”

116

Hangi vurguyu öne çıkararak düşünmek istiyorsanız ona göre düzenleyebilirsiniz. Ancak “Kamusal Tasarımın ‘Sefaleti’nden; Tasarımın ‘Kamusal Sefaleti”ne!…” başlığı ile sözkonusu edilenler; sadece ortaya saçılan “somut sonuçlar” üzerinden bir değerlendirmeyle sınırlıdır…

Bütünüyle “Bilişsel bir yoksunluğun”; içinde bulunduğumuz “Bilişim Dünyası”nın ulaştığı muhteşem düzeyi ile ölçülemeyecek düzeysizlikte olduğunu görebilmek için “Bilişim Canavarı” olmaya da gerek yok!…

Çünkü, bu “Yoksunluğun,” mantıkla, hele ki her bir noktası ölçeklendirilebilir bir matematiksel mantıkla açıklanabilir bir yanı da bulunmamaktadır…

Normal olmayan yani akıldışı bir durumla karşı karşıyayız!… Bu anormal durumu kavrayabilmek için normalleştirme yollarından birini gözümüzde canlandırabilmeliyiz; yoksa hiçbir mantıklı çıkış bulabilmek olanaklı değil; çünkü içinde bulunduğumuz durum hiç de normal değil!…

İçinde bulunduğumuz durumu kavraya bilmek için bir uzmana danışmalıyız.

Karen Horney(1885 Hamburg-1952 New-York… Berlin Psikanaliz Enstitüsü’nde eğitim aldıktan bir süre sonra 1932’de göç edip Amerikan Psikanaliz Enstitüleri’nde görev yaptı. Freud’dan farklı olarak kişiliğin ve nevrozun oluşumunda biyolojinin ve dürtüsel güçlerin etkilerinden çok kültürel etmenler üzerinde durur. –Wikipedia-)’in 1940’lardaki çalışmasının bir çevirisi “Günümüzün Nevrotik İnsanı” olarak da yayınlanmıştı…

Karen Horney
Günümüzün Nevrotik İnsanı

Karen Horney’in bu çalışmasında ileri sürdüğü tezlerden birisi de “Kent toplumu içerisinde yer alan insanların sürekli olarak yaşananlardan etkilenmemesinin olanağı yoktur… Bu etkiler insanları bir süre sonra nevrotik bireyler haline getirmektedir… Yani kent toplumu içinde uzun süre yaşayıp nevrotik olmamak aslında anormal bir duruma denk düşmektedir…” gibi bir saptama içermekteydi…

Yani bir kent toplumu içinde yaşarken nevrotik oluşumuzun normalliğine sevinelim mi üzülelim mi bilemedim bu noktada…

Ancak içinde bulunduğumuz kent toplumunda; bu anormalliklerin de yine belli bir düzen içinde yaşanmasının önüne geçemeyeceğini; bunların da gelenekler ve göreneklerin yanısıra; yasalar, yönetmelikler ve diğer kurallarla uyumlulaştırılmış olmasına borçlu olduğumuzu da bilmemiz gerekmektedir.

Eğer Karen Horney’in saptamasında olduğu gibi kent toplumunda herkes nevrotik ise; bu aynı zamanda herkesin birbirine göre normal oldukları anlamına da gelmektedir!…

Yani bu durumda da yine hukuktan kurtuluş yolu bulunmamaktadır!…

Yine her zaman tekrar etmekten geri durmadığım Spinoza’nın o özlü sözünü yeri geldi; buraya alıyorum.

“İnsan özgürlüğe, yalnızlık şartlarında değil; prensiplerini bilinçlice kabul ettiği kent/toplum içerisindeyken ulaşabilir…”-Spinoza-

Kent ve kent toplumunun, böylesine iç-içe birbirini etkileyen süreçler bütünü içerisinde, birlikte yaşarken; sanki başka dünyalara aitmiş gibi absürt uygulamalarla işe yine sıfırdan başlamak zorunda kalmaları; “Kamusal kaynakların kullanım kararları süreçlerindeki hastalıklardan arınamamış olduklarına işaret etmektedir…”

Artık kabak tadı veren “Kamusal Tasarımın ‘Sefaleti’nden; Tasarımın ‘Kamusal Sefaleti’ne!…” doğru çaresiz yolculuğumuza bir son vermek istiyorsak; yine kurtulamadığımız hukukun ipine sarılmak zorunda olduğumuzun farkına varmalıyız!…

Tasarımı bu bitmek tükenmek bilmeyen sefaletinden kurtarabilmek için mantığa, ölçeğe, matematiğe, içgörüye, diğerkâmlığa(empatiye) yönelerek; hukukla olan yabancılaşmamıza son verip; yeniden kurulacak olan dünyaya küçük de olsa bir adım atmalıyız, hep birlikte…

Tasarım sefaletlerine toptan bir örnek olması için bu muhteşem Üzüm Salkımı Heykelini, “temsili olarak” ekledim.
Mimarlık Vakfı
Yazar

Mimarlık Vakfı

Mimarlık mesleğinin gelişimi için çaba harcıyoruz.

Yaklaşan Etkinlikler

Eylül, 2022

X
X